Giriş Yap
Şifreni mi unuttun?
Gökyüzü insanoğlunu daima cezbetmiş, aynı zamanda da her zaman bir gizem olarak kalmayı başarmıştır. Günümüzde bile, en yakınımızda, içinde bulunduğumuz sistem Güneş Sistemi'nin gizemi hala tam olarak çözülmüş değil. Uzay çağı dediğimiz modern çağda, insanoğlu artık bizzat uzaya gidebilirken bu gizemlerin hala var olması da ayrı bir gizem kuşkusuz. Bu alanda pek çok çalışma, pek çok araştırma ve pek çok hikaye tarih sayfalarında yerini aldı. Bu alanda çalışan kişilerin adı altın harflerle gökyüzüne yazılırken, bakanzi.com bazılarınınki ise unutuldu ve hikayeleri zamanla silikleşti.  

Ben de yazıma bu unutulmuş hikayelerin biriyle başlamak istiyorum. İngiliz astronom Jeremiah Horrocks, adını çoğumuzun bilmediği, fakat zamanının önemli bilim adamlarından biri. 1639 yılındaki Venüs Transitinin gerçekleşeceğini tahmin ettiğinde sadece 21 yaşındaydı. Böylece tarihte Venüs Transitini ilk defa gözlemleyen kişi oldu ve daha sonra Kraliyet Astronomu unvanını aldı. Horrocks gözlemi sayesinde, Venüs'ün büyüklüğünü bugün bilenen ölçüsüne en yakın şekilde tespit etti. Aynı zamanda Venüs Transiti Horrocks'un, Dünya ve Güneş arasındaki uzaklığı tespit etmesine yardımcı olmuştur. Yani 1639'da ilk defa gözlemlenebilen Venüs geçişi Güneş Sisteminin sırlarını biraz olsun çözmeye yardımcı oldu. Jeremiah Horrocks ise, çok kısa yaşamı esnasında böylesine önemli bir ilkin yanına adını yazdırdı. 

Biraz Daha Astronomi

Merkür Transitleri, yani Merkür'ün Dünya ve Güneş arasında kalarak Güneş'in önünden geçmesiyle görünür oluşu, Venüs Transitlerine nazaran daha sık rastlanan olaylar. Merkür Transitleri yüz yılda on üç kere gerçekleşebiliyor. Fakat Venüs Transitleri böyle değil...  

Venüs transitleri teleskop icat edildikten sonra, ilk defa Jeremiah Horrocks tarafından gözlemlenebilmiştir. Dolayısıyla pek fazla gözlem yapılmış sayılmaz. Sadece 1639, 1761, 1769, 1874, 1882 ve en son 2004'te izlenebilmiştir. 2012'den bir sonraki geçiş çifti ise, 2117 ve 2125 yıllarında olacaktır. Tüm geçişin yaklaşık süresi ise altı saat...

Venüs'ün Güneş önünden geçişi ve görünür hale gelişi yaklaşık olarak 120 veya 105 yılda bir gerçekleşir ve bu olay olduğunda sekiz sene arayla tekrarlanır. İçinde bulunduğumuz yüzyılda Haziran 2004'te gerçekleşen Venüs geçişi Haziran 2012'de tekrar gerçekleşiyor. Bundan sonraki geçiş ise ancak 105 yıl sonra 2117'de olacak. Dolayısıyla bunu ancak çocuklarımızın çocukları görebilecek. 

Venüs Geçişi Nerelerden ve Ne Zaman İzlenebilecek?

Venüs Transiti 5 - 6 Haziran tarihleri arası gün batımı ve gün doğumu sırasında izlenebilecek. 5 Haziran akşamüstü İzlanda, Grönland, Kuzey ve Orta Amerika, Havai ve aynı zamanda Güney Amerika'nın Kuzey'inden izlenebilecek. 6 Haziran'da ise, gün doğumuyla birlikte başlayacak ve Avrupa, Afrika'nın büyük bölümü, Asya'nın bir bölümü, Yeni Zelanda ve Avustralya'nın batısından izlenebilecek. Türkiye'den 6 Haziran sabah Güneş doğarken geçişin sadece bir kısmı gözlemlenebilecek; fakat Güneş'e çıplak gözle bakmamak çok önemli! Uzmanlar bu konuda uyarıyor; bu gözlere kalıcı zararlar verebilir. 

Astrolojik Olarak Nasıl Bir Etki Ortaya Çıkıyor?

Venüs bize güzel yüzünü gösterdiğinde, astrolojik olarak Venüs'ün enerjisiyle daha fazla bağlantı içinde oluruz; yani dişi enerjiyle. Venüs'ün sembolize ettiği tüm konular, aşk, erotizm, yaratıcılık, sanat, güzellik, estetik, baştan çıkarma, ilişkiler, anlaşmalar, para ve maddi, manevi değer verdiğimiz her şey ön plana çıkacaktır. 

Venüs bu yıl İkizler Burcuna girdikten sonra 15 Mayıs'ta ters hareketine başladı. Astrolojik olarak Venüs'ün ters hareketinde olması, gezegenin enerjisinin içselleşmesine neden olur. Yani Venüs bu dönemde sosyal tarafını pasifleştiriyor. Cezbetmek, baştan çıkarmak, aşık olmak ve aşık etmekle meşgul olan Venüs, sevgi ve aşk ihtiyacını başkalarıyla ilişkiye girerek karşılarken, ters hareketi sırasında bu ihtiyacını kendi içine dönerek karşılayacaktır. Bizler de bu dönemde sevgi, ilgi, aşk ve yaratıcılık ihtiyacımızı içe çevirerek, iç kaynaklarımızdan beslenebilir, içsel değerlerimiz ve zenginliklerimizle temasa geçebiliriz. Bu dönem kendimizle olan ilişkimize bakmak için oldukça uygun bir zaman.  Kendimizi gerçekte ne kadar çok seviyoruz? Kendi değer ve yeteneklerimizin farkında mıyız? İlişkilerdeki problemlerimiz hep karşı taraf yüzünden mi, yoksa aslında biz kendimizi yeterince değerli ve özel bulmuyor muyuz?

Venüs Transiti bütün bu sorulara cevap bulmamıza yardımcı olacaktır. Bunun için her zaman yaptığımızın aksine dikkatimizi içe çevirmeli ve gerçekte ne olduğuna bakmalıyız. Bu dönem aynı zamanda kalp çakrasının aktive olduğu bir dönemi göstermekte... Meditasyon yapan kişiler bu dönemi kalp merkezlerine odaklanarak ve geçmiş duygusal kırgınlıkları temizleyerek geçirebilirler. Bunu yapmayarak sevgi, ilgi ve aşk ihtiyacını dışarıdan karşılamak isteyen kişiler, bu dönem boyunca ilerleyemediklerini fark edeceklerdir. Hayatında hiç meditasyon yapmamış ve belki de bunu hiç yapmak istemeyen kişiler ise, benzer şekilde zihinlerini kendilerine ve duygularına odaklayarak dua edebilirler. Kalpten edilen dualar bu dönemde cevapsız kalmayacaktır.  

Vesta, Asteroitten Bebek Gezegene

Bu dönemde dişil enerjinin güçlenmesi ve değer kazanması, benim dikkatimi de bu noktada yoğunlaştırdı ve yakın zamanda gündeme gelmiş başka bir olayla daha fazla ilgilenmeme neden oldu. Günümüzde bile hala Güneş Sisteminin gizemleri çözülmeye devam ediyor demiştik. 2006 yılında Plüton gezegenin bilim adamları tarafından gezegenden ‘Cüce Gezegen' konumuna getirilmesinden sonra şimdi başka bir tanımlama değişimi gündeme geldi. Asteroit kuşağındaki ikinci büyük obje olan Vesta'nın ‘Bebek Gezegen' olarak tanımlanmasından bahsediliyor. 

Vesta'nın merkezinde demir bulunması, değişken bir yüzeye sahip olması, kaya tabakaları bulundurması ve muhtemel manyetik alana sahip olması bilim adamlarının Vesta'nın bir gezegende aranan özelliklere sahip olduğunu, dolayısıyla asteroit kategorisinden çıkartılması gerekliliğini vurgulamalarına sebep oldu. Vesta'nın tarihi 300 milyon yıl öncesine dayanıyor ve içinde bulunduğumuz bakanzi.com Güneş Sistemiyle ilgili daha fazla bilgi edinmemize vesile oluyor. Astronomlar Vesta'yı inceleyerek Güneş Sisteminin tarihi ve özellikleriyle ilgili verileri toplaya dursun, astrolog olarak Vesta'nın sembolizminin bize neler söylediğine tekrar bakmak isterim. Vesta'daki bu kıdem artışı, onun değerini arttırırken, uzun zamandır astroloji camiasında göz ardı edilen asteroitler gündeme geliyor.

Hangi Asteroit Daha Önemli?

1977'de keşfedilen bir başka asteroit Kiron, astroloji camiasında hemen kabul edilmiş ve şu anda İngiltere'nin en prestijli astroloji okullarından Faculty of Astrological Studies bünyesindeki astrologlar tarafından harita yorumlamalarına dahil edilmişti. Ünlü astrolog ve Kiron'la anılan Melanie Reinhart Kiron'la ilgili en çok çalışmış astrolog. Kiron'un mitolojik hikayesine baktığımızda görüyoruz ki Kiron Satürn'ün oğlu, yani bir erkek. Belki de bu sebeple, erkek enerjinin hakim olduğu dünyamızda Kiron keşfinden hemen sonra astrologlar tarafından da kolaylıkla kabul gördü ve benimsendi.

Oysa Vesta ve diğer asteroitler dişi özelliklere sahip. Belki de bu sebeple hiç bir zaman tam olarak astroloji dünyası tarafından kabul görmedi ve sadece bir kaç astroloğun ilgisini çekebildi... Vesta astrolojideki sembolizmi itibariyle Başak ve Akrep Burcunun yöneticisi gibi çalışıyor. Yani hem bakire, hem de cinsellikle yakından ilgili. Başak'ın Akrep'e geçişi sırasında cinselliğin fazları vurgulanıyor. Özellikle Babil zamanındaki astrolojide Terazi takımyıldızının Akrep takımyıldızı içinde yer aldığı ve Başak'tan Akrep'e direk bir geçiş olduğu göz önünde bulundurulursa bu sembolizm oldukça anlamlı. Tabi o zamanlarda cinsellik şimdiki zamanda yaşandığı gibi hemen tüketilerek değil, kutsal ve törensel bir şekilde yaşanıyordu. 

Vesta'nın sembolizminde cinsellik kadar cinselliği ret ediş de var. Bu ret edişin bir sebebi de cinselliğin bugün bilinen anlamda, sadece fiziksel bir birlik olarak yaşanmasının ötesinde, ruhsal uyanışa giden bir yol olarak kullanımından gelmekte. Vesta bu sebeple doğum haritasında cinsel özgürlük ya da cinsel baskılanış anlamına gelir. Aynı zamanda kadınlar için öne çıkarılmış cinsel tabuları sembolize ederken, bana şu günlerde ülkemizde yaşanan kürtaj tartışmalarını hatırlatıyor. Vesta'nın astronomik değerinin gözden geçirildiği şu günlerde, ülkemizde de kadını kısıtlayan ya da zorlayan konuların gündemde olması ilgi çekici. Bu durum yasallaşırsa cinsellikle ilgili kısıtlamalar oluşur mu? Vesta bu anlamda bize neler söyleyebilir?

Vesta aynı zamanda cinsellikle ilgili korkuları da temsil ediyor. Mitolojik hikayesinde, evlilikten sonra bile cinsellikle ilgili korkuların devam etmesini anlatıyor. Mitolojiye göre Vesta'nın Satürn'ün çocuklarından biri oluşu, kısıtlamalar konusunun altını çizmekte. 

Şimdi Küllerin İçinden Yeniden Doğma Zamanı Mı?

Tüm guruların, mastırların ve enerjiyle çalışan kişilerin söylediği üzere günümüzde Dünyanın dişi enerjiye ihtiyacı var. Geçmiş dönemlerde erkek egemen toplumlar savaş, mücadele ve rekabete odaklanarak bu enerjinin fazlasıyla suiistimal edilmesine sebep oldu. Tabi buna sadece erkekler değil tüm insanoğlu sebep oldu. Kadınlar da erkeklerin arkasında kalarak, kadınlıklarını yaşamak ya da yaşatmak yerine erkeklere özenerek özlerini unuttu. Erkekler ise, kendi doğal enerjilerini fazlasıyla tüketti ve ateşin içinde yanarak kül oldu. 

Kuşkusuz bir Venüs Transitiyle her şey sihirli değnek değmişçesine değişmeyecektir. Geriye dönüp baktığımızda, her 120 küsur yılda bir tekrarlanan bu döngü sırasında öyle çok da büyük değişimler olmamış. Fakat ne hikmettir ki insanoğlu kendine verdiği değeri (Venüs) bazen çokça abartarak kendini fazlasıyla önemsemiş. "Evet, şimdi, benim yaşadığım bu dönemde Dünya değişecek!" "Her şey çok iyi/ çok kötü olacak". "Kıyamet bu dönemde kopacak ve ben buna şahitlik edeceğim." Bunu tüm toplumlar yaşamış, tüm toplumlar, ırklar kendilerinin en iyi, en doğru, en akıllı, en yenilmez, en korkulan, en ulvi ve en özel olduğuna inanmış. Kıyamet'in şimdi, onlar buna şahitlik ederken kopacağını düşünmüş. 

Aynı sebepten dolayı 2012 ‘en özel' zaman... Neptün'ün yöneticisi olduğu Balık Burcuna geçmesi, Çin Astrolojisindeki Su Ejderhası yılı, Maya takviminin sonu, enerji merkezlerinin kayması ve Venüs Transiti gibi pek çok önemli sembolizmin bir araya toplandığı 2012 gerçekten önemli bir dönemde olduğumuzu gösteriyor. Ne olacağı konusunda milyonlarca yorum var; fakat şu bir gerçek ki insanoğlu için farklı bir bilinç düzeyine geçmek kaçınılmaz. Evren gizemini korumaya devam ederken neler olacağını yaşayıp göreceğiz ve olanlara her zaman olduğu gibi şahitlik edeceğiz.

Gökyüzü insanoğlunu daima cezbetmiş, aynı zamanda da her zaman bir gizem olarak kalmayı başarmıştır. Günümüzde bile, en yakınımızda, içinde bulunduğumuz sistem Güneş Sistemi'nin gizemi hala tam olarak çözülmüş değil. Uzay çağı dediğimiz modern çağda, insanoğlu artık bizzat uzaya gidebilirken bu gizemlerin hala var olması da ayrı bir gizem kuşkusuz. Bu alanda pek çok çalışma, pek çok araştırma ve pek çok hikaye tarih sayfalarında yerini aldı. Bu alanda çalışan kişilerin adı altın harflerle gökyüzüne yazılırken, bazılarınınki ise unutuldu ve hikayeleri zamanla silikleşti.  

Ben de yazıma bu unutulmuş hikayelerin biriyle başlamak istiyorum. İngiliz astronom Jeremiah Horrocks, adını çoğumuzun bilmediği, fakat zamanının önemli bilim adamlarından biri. 1639 yılındaki Venüs Transitinin gerçekleşeceğini tahmin ettiğinde sadece 21 yaşındaydı. Böylece tarihte Venüs Transitini ilk defa gözlemleyen kişi oldu ve daha sonra Kraliyet Astronomu unvanını aldı. Horrocks gözlemi sayesinde, Venüs'ün büyüklüğünü bugün bilenen ölçüsüne en yakın şekilde tespit etti. Aynı zamanda Venüs Transiti Horrocks'un, Dünya ve Güneş arasındaki uzaklığı tespit etmesine yardımcı olmuştur. Yani 1639'da ilk defa gözlemlenebilen Venüs geçişi Güneş Sisteminin sırlarını biraz olsun çözmeye yardımcı oldu. Jeremiah Horrocks ise, çok kısa yaşamı esnasında böylesine önemli bir ilkin yanına adını yazdırdı. 

Biraz Daha Astronomi

Merkür Transitleri, yani Merkür'ün Dünya ve Güneş arasında kalarak Güneş'in önünden geçmesiyle görünür oluşu, Venüs Transitlerine nazaran daha sık rastlanan olaylar. Merkür Transitleri yüz yılda on üç kere gerçekleşebiliyor. Fakat Venüs Transitleri böyle değil...  

Venüs transitleri teleskop icat edildikten sonra, ilk defa Jeremiah Horrocks tarafından gözlemlenebilmiştir. Dolayısıyla pek fazla gözlem yapılmış sayılmaz. Sadece 1639, 1761, 1769, 1874, 1882 ve en son 2004'te izlenebilmiştir. 2012'den bir sonraki geçiş çifti ise, 2117 ve 2125 yıllarında olacaktır. Tüm geçişin yaklaşık süresi ise altı saat...

Venüs'ün Güneş önünden geçişi ve görünür hale gelişi yaklaşık olarak 120 veya 105 yılda bir gerçekleşir ve bu olay olduğunda sekiz sene arayla tekrarlanır. İçinde bulunduğumuz yüzyılda Haziran 2004'te gerçekleşen Venüs geçişi Haziran 2012'de tekrar gerçekleşiyor. Bundan sonraki geçiş ise ancak 105 yıl sonra 2117'de olacak. Dolayısıyla bunu ancak çocuklarımızın çocukları görebilecek. 

Venüs Geçişi Nerelerden ve Ne Zaman İzlenebilecek?

Venüs Transiti 5 - 6 Haziran tarihleri arası gün batımı ve gün doğumu sırasında izlenebilecek. 5 Haziran akşamüstü İzlanda, Grönland, Kuzey ve Orta Amerika, Havai ve aynı zamanda Güney Amerika'nın Kuzey'inden izlenebilecek. 6 Haziran'da ise, gün doğumuyla birlikte başlayacak ve Avrupa, Afrika'nın büyük bölümü, Asya'nın bir bölümü, Yeni Zelanda ve Avustralya'nın batısından izlenebilecek. Türkiye'den 6 Haziran sabah Güneş doğarken geçişin sadece bir kısmı gözlemlenebilecek; fakat Güneş'e çıplak gözle bakmamak çok önemli! Uzmanlar bu konuda uyarıyor; bu gözlere kalıcı zararlar verebilir. 

Astrolojik Olarak Nasıl Bir Etki Ortaya Çıkıyor?

Venüs bize güzel yüzünü gösterdiğinde, astrolojik olarak Venüs'ün enerjisiyle daha fazla bağlantı içinde oluruz; yani dişi enerjiyle. Venüs'ün sembolize ettiği tüm konular, aşk, erotizm, yaratıcılık, sanat, güzellik, estetik, baştan çıkarma, ilişkiler, anlaşmalar, para ve maddi, manevi değer verdiğimiz her şey ön plana çıkacaktır. 

Venüs bu yıl İkizler Burcuna girdikten sonra 15 Mayıs'ta ters hareketine başladı. Astrolojik olarak Venüs'ün ters hareketinde olması, gezegenin enerjisinin içselleşmesine neden olur. Yani Venüs bu dönemde sosyal tarafını pasifleştiriyor. Cezbetmek, baştan çıkarmak, aşık olmak ve aşık etmekle meşgul olan Venüs, sevgi ve aşk ihtiyacını başkalarıyla ilişkiye girerek karşılarken, ters hareketi sırasında bu ihtiyacını kendi içine dönerek karşılayacaktır. Bizler de bu dönemde sevgi, ilgi, aşk ve yaratıcılık ihtiyacımızı içe çevirerek, iç kaynaklarımızdan beslenebilir, içsel değerlerimiz ve zenginliklerimizle temasa geçebiliriz. Bu dönem kendimizle olan ilişkimize bakmak için oldukça uygun bir zaman.  Kendimizi gerçekte ne kadar çok seviyoruz? Kendi değer ve yeteneklerimizin farkında mıyız? İlişkilerdeki problemlerimiz hep karşı taraf yüzünden mi, yoksa aslında biz kendimizi yeterince değerli ve özel bulmuyor muyuz?

Venüs Transiti bütün bu sorulara cevap bulmamıza yardımcı olacaktır. Bunun için her zaman yaptığımızın aksine dikkatimizi içe çevirmeli ve gerçekte ne olduğuna bakmalıyız. Bu dönem aynı zamanda kalp çakrasının aktive olduğu bir dönemi göstermekte... Meditasyon yapan kişiler bu dönemi kalp merkezlerine odaklanarak ve geçmiş duygusal kırgınlıkları temizleyerek geçirebilirler. Bunu yapmayarak sevgi, ilgi ve aşk ihtiyacını dışarıdan karşılamak isteyen kişiler, bu dönem boyunca ilerleyemediklerini fark edeceklerdir. Hayatında hiç meditasyon yapmamış ve belki de bunu hiç yapmak istemeyen kişiler ise, benzer şekilde zihinlerini kendilerine ve duygularına odaklayarak dua edebilirler. Kalpten edilen dualar bu dönemde cevapsız kalmayacaktır.  

Vesta, Asteroitten Bebek Gezegene

Bu dönemde dişil enerjinin güçlenmesi ve değer kazanması, benim dikkatimi de bu noktada yoğunlaştırdı ve yakın zamanda gündeme gelmiş başka bir olayla daha fazla ilgilenmeme neden oldu. Günümüzde bile hala Güneş Sisteminin gizemleri çözülmeye devam ediyor demiştik. 2006 yılında Plüton gezegenin bilim adamları tarafından gezegenden ‘Cüce Gezegen' konumuna getirilmesinden sonra şimdi başka bir tanımlama değişimi gündeme geldi. Asteroit kuşağındaki ikinci büyük obje olan Vesta'nın ‘Bebek Gezegen' olarak tanımlanmasından bahsediliyor. 

Vesta'nın merkezinde demir bulunması, değişken bir yüzeye sahip olması, kaya tabakaları bulundurması ve muhtemel manyetik alana sahip olması bilim adamlarının Vesta'nın bir gezegende aranan özelliklere sahip olduğunu, dolayısıyla asteroit kategorisinden çıkartılması gerekliliğini vurgulamalarına sebep oldu. Vesta'nın tarihi 300 milyon yıl öncesine dayanıyor ve içinde bulunduğumuz Güneş Sistemiyle ilgili daha fazla bilgi edinmemize vesile oluyor. Astronomlar Vesta'yı inceleyerek Güneş Sisteminin tarihi ve özellikleriyle ilgili verileri toplaya dursun, astrolog olarak Vesta'nın sembolizminin bize neler söylediğine tekrar bakmak isterim. Vesta'daki bu kıdem artışı, onun değerini arttırırken, uzun zamandır astroloji camiasında göz ardı edilen asteroitler gündeme geliyor.

Hangi Asteroit Daha Önemli?

1977'de keşfedilen bir başka asteroit Kiron, astroloji camiasında hemen kabul edilmiş ve şu anda İngiltere'nin en prestijli astroloji okullarından Faculty of Astrological Studies bünyesindeki astrologlar tarafından harita yorumlamalarına dahil edilmişti. Ünlü astrolog ve Kiron'la anılan Melanie Reinhart Kiron'la ilgili en çok çalışmış astrolog. Kiron'un mitolojik hikayesine baktığımızda görüyoruz ki Kiron Satürn'ün oğlu, yani bir erkek. Belki de bu sebeple, erkek enerjinin hakim olduğu dünyamızda Kiron keşfinden hemen sonra astrologlar tarafından da kolaylıkla kabul gördü ve benimsendi.

Oysa Vesta ve diğer asteroitler dişi özelliklere sahip. Belki de bu sebeple hiç bir zaman tam olarak astroloji dünyası tarafından kabul görmedi ve sadece bir kaç astroloğun ilgisini çekebildi... Vesta astrolojideki sembolizmi itibariyle Başak ve Akrep Burcunun yöneticisi gibi çalışıyor. Yani hem bakire, hem de cinsellikle yakından ilgili. Başak'ın Akrep'e geçişi sırasında cinselliğin fazları vurgulanıyor. Özellikle Babil zamanındaki astrolojide Terazi takımyıldızının Akrep takımyıldızı içinde yer aldığı ve Başak'tan Akrep'e direk bir geçiş olduğu göz önünde bulundurulursa bu sembolizm oldukça anlamlı. Tabi o zamanlarda cinsellik şimdiki zamanda yaşandığı gibi hemen tüketilerek değil, kutsal ve törensel bir şekilde yaşanıyordu. 

Vesta'nın sembolizminde cinsellik kadar cinselliği ret ediş de var. Bu ret edişin bir sebebi de cinselliğin bugün bilinen anlamda, sadece fiziksel bir birlik olarak yaşanmasının ötesinde, ruhsal uyanışa giden bir yol olarak kullanımından gelmekte. Vesta bu sebeple doğum haritasında cinsel özgürlük ya da cinsel baskılanış anlamına gelir. Aynı zamanda kadınlar için öne çıkarılmış cinsel tabuları sembolize ederken, bana şu günlerde ülkemizde yaşanan kürtaj tartışmalarını hatırlatıyor. Vesta'nın astronomik değerinin gözden geçirildiği şu günlerde, ülkemizde de kadını kısıtlayan ya da zorlayan konuların gündemde olması ilgi çekici. Bu durum yasallaşırsa cinsellikle ilgili kısıtlamalar oluşur mu? Vesta bu anlamda bize neler söyleyebilir?

Vesta aynı zamanda cinsellikle ilgili korkuları da temsil ediyor. Mitolojik hikayesinde, evlilikten sonra bile cinsellikle ilgili korkuların devam etmesini anlatıyor. Mitolojiye göre Vesta'nın Satürn'ün çocuklarından biri oluşu, kısıtlamalar konusunun altını çizmekte. 

Şimdi Küllerin İçinden Yeniden Doğma Zamanı Mı?

Tüm guruların, mastırların ve enerjiyle çalışan kişilerin söylediği üzere günümüzde Dünyanın dişi enerjiye ihtiyacı var. Geçmiş dönemlerde erkek egemen toplumlar savaş, mücadele ve rekabete odaklanarak bu enerjinin fazlasıyla suiistimal edilmesine sebep oldu. Tabi buna sadece erkekler değil tüm insanoğlu sebep oldu. Kadınlar da erkeklerin arkasında kalarak, kadınlıklarını yaşamak ya da yaşatmak yerine erkeklere özenerek özlerini unuttu. Erkekler ise, kendi doğal enerjilerini fazlasıyla tüketti ve ateşin içinde yanarak kül oldu. 

Kuşkusuz bir Venüs Transitiyle her şey sihirli değnek değmişçesine değişmeyecektir. Geriye dönüp baktığımızda, her 120 küsur yılda bir tekrarlanan bu döngü sırasında öyle çok da büyük değişimler olmamış. Fakat ne hikmettir ki insanoğlu kendine verdiği değeri (Venüs) bazen çokça abartarak kendini fazlasıyla önemsemiş. "Evet, şimdi, benim yaşadığım bu dönemde Dünya değişecek!" "Her şey çok iyi/ çok kötü olacak". "Kıyamet bu dönemde kopacak ve ben buna şahitlik edeceğim." Bunu tüm toplumlar yaşamış, tüm toplumlar, ırklar kendilerinin en iyi, en doğru, en akıllı, en yenilmez, en korkulan, en ulvi ve en özel olduğuna inanmış. Kıyamet'in şimdi, onlar buna şahitlik ederken kopacağını düşünmüş. 

Aynı sebepten dolayı 2012 ‘en özel' zaman... Neptün'ün yöneticisi olduğu Balık Burcuna geçmesi, Çin Astrolojisindeki Su Ejderhası yılı, Maya takviminin sonu, enerji merkezlerinin kayması ve Venüs Transiti gibi pek çok önemli sembolizmin bir araya toplandığı 2012 gerçekten önemli bir dönemde olduğumuzu gösteriyor. Ne olacağı konusunda milyonlarca yorum var; fakat şu bir gerçek ki insanoğlu için farklı bir bilinç düzeyine geçmek kaçınılmaz. Evren gizemini korumaya devam ederken neler olacağını yaşayıp göreceğiz ve olanlara her zaman olduğu gibi şahitlik edeceğiz.

Haber Bilgileri

Hata rapor et
 
Arkadaşına Öner

Haber Ara

Arama

Haber Kategorileri